Search your favorite song right now


2. CBS "Classic Brown Sounds" Teaser

CBS

Song list 1. C.O.C. 2. Navigate 3. House 4. Undercurrent 5. Good Times 6. Route 7. なんで 8. Sputum 9. WAVEY 10. June 11. mgmg Remix Mastered by SUI Mixed by Pistachio Studio Beats by Tr. 1,5,7,8 Terrapin Audio Tr. 2 tajima hal Tr. 3 Supple Tr. 4 Terrapin Audio with Chicken Is Nice Tr. 6,11 %C/TOSHIKI HAYASHI Tr. 9 ryo takahashi with hachijihappun Tr. 10 ESME MORI Release date: July 12, 2017 Label: Pistachio Studio Cat No: PIS-001 Format: CD (Jewel case) Price: ¥1,620 (with tax) File under: Japanese Hip Hop JAN: 4560230527075 Distribution: Lexington $$$$$ Dealers $$$$$ ===> Banguard (Wakayama) ===> Coconuts Disk Yoyogi (Tokyo) ===> diskunion (Tokyo) ===> FACT RECORDS (Miyazaki) ===> JET SET (Kyoto & Tokyo) ===> Manhattan Records (Tokyo) ===> STEREO RECORDS (Hiroshima) ===> WENOD RECORDS (Web store) …and more! http://pistachiostudio.net/classicbrownsounds

nothing at of , which is


3. Bulandık Günaha (Rapozof)

  • Published: 2013-12-14T16:00:23Z
  • By rapozof
Bulandık Günaha (Rapozof)

Yatağa değil bazen sadece salağa yatarsın. Hayallerinle başbaşa sabaha kadarsın. "Kader utansın" demek basit kaçış! Şimdi o hayalleri günahlara satın Beni dinlerken bozulur rahatın Çok mu ağladın? Yok mu artık seni kurtaracak bir kahraman? Tüm yalanlara açılan yaralara, Yalanlara deli olanlara inat. Bira'm gelmeyecek sandım biran, Ulan ne boktan şu hayat bu aralar. Her yüzüyle tanıştığım insanlar, Çok tatlı ağlıyor timsahlar. Yok mu başka derdi bu kindarlar Nefret ettim aynada simamdam. Bir ben değil, Sende bulandın günaha! Bana herkes neden düşman oldu? Neden herkes yabancı? Sende görüyormusun o anlattığın kabusları, Rüyalarında? Biliyorum, İkimizide "bulandık günaha"! Şans dedikleri pis pis sırıtır, Kanadı kırıktır bunu dinleyenin Bu şarkıda buluştuk bak... Üzüldüm haline, affına sığınarak. Kimin haddine kilit vurmak duygulara! Uykulara hasret kalmak Arayıpta bulmak arazi olmak, ikisinin paydası arsızlaşmak. Bir gün bir yer de karşılaşmak, Bağışlamak ya da ayrılaşmak... Hayatı beklemeye almak... Yalandır, sigarayı azaltmak! Ağustosta buz tutmak, "ihanet" Bu metanet bilinir rivayet. Hep acele acele, bize kalır ihale Aşk dedikleri kenar bir mahalle. Anlatıcam bir saniye rakıdan alsana bir duble Neyse, zaten sönmüş nargilem. Şah ve de mat bu da son hamlem. O gözle gördüğün öyle böyle değil Bundan böyle beni düşman bil. Hayatta mutluluklar dilerim ya da günaha bulan! bu da bi fikir... Bir ben değil, Sende bulandın günaha! Bana herkes neden düşman oldu? Neden herkes yabancı? Sende görüyormusun o anlattığın kabusları, Rüyalarında? Biliyorum, İkimizide "bulandık günaha"! --- Söz&Müzik:Rapozof "Burhan Sarraç" Ultrasonic Records - Aralık 2013 www.rapozof.com.tr

nothing at of , which is


4. Hüzzam Mevlevî Âyini - Üçüncü Selam - İsmail Dede

Hüzzam Mevlevî Âyini - Üçüncü Selam - İsmail Dede

Mevlevî Âyinleri hakkında bilgi ve âyin notaları için lütfen aşağıdaki sayfayı ziyâret ediniz... http://nagmeiask.blogspot.com.tr/2015/04/mevlevi-ayini.html Devlet et pâyende bâdâ ey süvâr Rahm kün ber âşıkan ma‘zûr dâr Ey kudret sâhibi! Devletin dâim olsun Âşıklarına merhamet et ma'zûr gör Çün taleb kerdî be cid âmed nazar Cid hatâ nek’ned çünin âmed haber İsteyince düşünce harekete geçer Gayrette hatâ olmaz çünkü hadîs'de böyle buyrulmuştur Ey ki hezâr âferin bu nice sultân olur Kulu olan kişiler hüsrev ü hâkân olur Ey binlerce varı yaratan bu nasıl bir sultandır ki Onun kulu olan kişiler padişahlar padişahı olmada, şahlara buyruk yürütmede Her ki bugün Veled’e inanuben yüz süre Yoksul ise bay olur bay ise sultân olur Bugün Veled'e inanarak ona (onun kapısına) yüz süren kişi Yoksulsa zengin oluyor zenginse sultan oluyor Zehî aşk zehî aşk ki mâ râst Hudâyâ Ki mâ râ vü cihân râ bi-yârâst Hudâyâ Yâ Rab! Bu bizim aşkımız ne kadar da güzel ki Hem bizi hem de cihanı süsledi Çi bezmest çi sâkîst çi bâdest ki hordîm Çi naklest çi nuklest çi hurmast Hudâyâ O meclis ve oradaki sâkî ile içtiğimiz bâde ne de güzel Yâ Rab! O ne güzel içki, ne güzel yiyecek ve nimetler Çi lutfest çi zevkest çi bûyest çi rûyest Çi halkast çi hulkast çi sîmâst Hudâyâ Yâ Rab! O ne lutuf, o ne zevk, o ne güzel koku, ne güzel yüz O ne güzel tabiat ve huydur Veled râ mesel gû devânîst be çevgan Bedan sû ne deryâ ne sahrast Hudâyâ Yâ Rab! Veled top gibi çevganla beraber Ne denizin ne ovanın olduğu tarafta koşmaktadır Ey an ki tüyî murâd u matlûb Hestî ber-i cümle halk mahbûb Ey sevgili sen benim murâdım ve isteğimsin Herkesin istediği ve sevdiği sensin Ey Yûsuf-i hüsn ez firâkat Der nâle vü giryeem çü Ya‘kûb Ey güzellikte Yusuf peygamberi andıran sevgili; senin ayrılığından dolayı Yusuf'un babası Yakub gibi feryad etmekteyim, ağlamaktayım Tecrîd bi-cû Veled zi âlem Tâ hem-çü mücerredan şevî hûb Ey Veled, bu âlemin kıymeti var mı? ondan kendini çek, Allah'a yönel Böylece madde âlemine önem vermemek senin için güzel neticeler doğuracaktır Bülbül-i aşk ez seher âğâz kerd Pîş-i gülistan semer âğâz kerd Aşk bülbülü sabah vakti şakımaya başlar Gül bahçesi de isteğine ulaştı Ez pes-i her perde vü nağme ki güft Nağme-i hûb-i diger âğâz kerd Söylediği her perdeden nağmemi andıran Yeni ve güzel bir nağmeye başladı

nothing at of , which is


5. RapAngels Pi - Tüeh

RapAngels Pi - Tüeh

DL Link: http://www.hiphoplife.com.tr/haberler/3421-rapangels-pi-tueh.html Rec & Mix @ Argo İzmir Records Lyric Yanına yakıştı mı o orospu tüeh ! Bir ses ver yüreğime dağ gibi orospu Boş ol boş ol boş ol boş ol korospu Selena mı gelsin ütopyona söyle honos mu ? Nedense bugünlerde gelmiyo Rap yapasım Yukarda Allah var söyle niye bana tapasın ? Kapımda bir kap suyu var bir kapta maması O ne Türkçe Rap'in anası ne ceylin'in babası! Bir torbalık hayalin peşindesin tüeh! Vicdanını penis yapıp salla yeni eşin yesin Bi cuara sar üstüne ki ciğerin deşilmesin Öyle değil böyle nasıl özel hayat deşifresi? Kızıma 3 ayda 50 lira tüeh! Canımda fanım yaptım üste güle güle Bir tarla yarat kendine önce yürek ek len Ben omzunuzda bin gigabyte yük kemiksiz etten Çeyrek adam bile olamadın tüeh! Paranın peşindeysen önce getir bile Hayatımı siktin de be ceylinden özür dile Şu yaptığını kabullenmezken de özüm bile Kayıp bi eyaletle gelecek bu Reyhan bu Seninken küçümsedin ya eski karın dev hatun Yağmurun çamur alvesi kayıpsa levha bul Şiir çöplüğünde yatan bir ölüye reva bu Kadınlık hakkımı hiç veremedin tüeh! Baban masal oldu annen uyurken oku diye Sen sürtüğünle yatağımızda olurken modifiye Ben kızım koynunda ağladım dertliydim sieh! Korkun bu mu lan nafaka mı püeh! Haramı yedirir mi pi kızıne he ? Kapı gibi baban var arkanda dübel Sana kaç kere diyeyim çömelme yücel! Kutu gibi bi odada kırmızı perde Kırmızı koltuğum düşüyordu derde Ben 3 sene yaşadım toki gibi bi yerde Sabah altı camdan erde bende uyku tende Ne masrafım oldu ki nankör herif Tüeh! Nükseder bi gramlık adam guru 3 sene Sokayım süksene telefon mu aldın sen? Çocuk açmı yaşar gavat ne denir o lüksene? 1.50 arap diğerinde muhtemelen şarap Yatacak yerin mi var gömül nurtepede arap Dağıldı parçaların bertarafla şarapnel Yok canım burdan dönen neredeyim ben yarabbel Bu track kanlı balgam pis yüzüne dövme Sol köşemde antikam var uçan sare gövde Şüpheylee bakıyorsan kahpeyede tövbe et Kur'an oku bi daha da Allah'ıma Sövme! Tüeh!

nothing at of , which is


6. İnsan - Mehmet Akif Ersoy - Safahat - I. Kitap - Okuyan:Yusuf Ziya Özkan

İnsan - Mehmet Akif Ersoy - Safahat - I. Kitap - Okuyan:Yusuf Ziya Özkan

İnsan - Mehmet Akif Ersoy - Safahat http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/%C4%B0nsan_%C5%9Eiiri_-_Mehmet_Akif_Ersoy_-_Safahat Ve tez´umu enneke cismun sagîrun, Ve fike´n-tave´l-âlemu´l-ekber İmam Ali ----------------------------------------- İnsan - Mehmet Akif Ersoy - Şiirin orijinal hali (Aşağıda sadeleştirilmiş hali de mevcuttur.) Ey insan, sen kendinin küçük bir cisim olduğunu sanırsın, Oysa en büyük âlem senin içindedir Hz. Ali ---------------------------------------- Haberdâr olmamışsın kendi zâtından da hâlâ sen, "Muhakkar bir vücûdum!" dersin ey insan, fakat bilsen. Senin mâhiyyetin hattâ meleklerden de ulvîdir: Avâlim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir: Zeminlerden, semâlardan taşarken feyz-i Rabbânî, Olur kalbin tecellî-zâr-ı nûrâ-nûr-i Yezdânî. Musaggar cirmin amma gâye-i sun´-i İlâhîsin; Bu haysiyyetle pâyânın bulunmaz, bîtenâhîsin! Edîb-i kudretin beytü´l-kasîd-i şi´ri olmuşsun; Hakîm-i fıtratın bir anlaşılmaz sırrı olmuşsun. Esirindir- tabîat, dest-i teshîrindedir eşya; Senin ahkâmının münkâdıdır, mahkûmudur dünya. Bulutlardan sevâik sayd eder irfân-ı çâlâkin; Yerin altında ma´denler bulur nakkâd-ı idrâkin. Denizler bisterindir, dalgalar gehvâre-i nâzın; Nedir dağlar, semâ peymâ senin şehbâl-i pervâzın! Havâ, bir refref-i seyyâl-i hükmündür ki bir demde, Olur dem-sâz-ı âvâzın bütün aktâr-ı âlemde. Dayanmaz pîş-i ikdâmında mâni´ler müzâhimler; Kaçar, sen rezm-gâh-ı azme girdikçe muhâcimler. Karanlıklarda gezsen, şeb-çerâğın fıkr-i hikmettir, Ki her işrâkı bir sönmez ziyâ yı sermediyyettir; Susuz çöllerde kalsan, bedrekan ilhâm-ı sa?yindir, Ki her hatvende eyler sâye-küster vâhalar zâhir. Ne zindanlar olur hâil, ne menfâlar, ne makteller... Yürürsün sedd-i râhın olsa hattâ âhenîn eller. Yıkar bârû-yi istibdâdı bir âsûde tedbîrin; Semâlardan inen te´yîdisin gûyâ ki takdîrin! Taharrîden usanmazsın, teâlîden teâlîye Atıldıkça, atılsam şimdi, dersin, başka âtîye! Senin en şanlı eyyâmında, en mes´ûd hâlinde Bir istikbâl-i dûra-dûr vardır hep hayâlinde. O istikbâledir şevkin, odur ma´şûk-i vicdânın, O kudsî neşvenin çeydâ-yı bî-ârâmıdır cânın. O şevkin dâim ilcâsıyle seyrin ıztırârîdir; Terakkî meyli artık fitratında rûh-i sârîdir! Bütün esrâr-ı hilkatten haberdâr olmak istersin, Bu gaybistân-ı hîçâ-hîçten kumılmak istersin! Meâdın, mebdein, hâlin ki üç müdhiş muammâdır... Durur edvâr-ı müstakbel gibi karşında hep hâzır. Koşarsın bunların sevdâ-yı idrâkiyle durmazsın, Hakîkatten velev bir şemme duymazsan oturmazsın. Serâir perde pûş-i zulmet olsun varsın isterse... Düşürmez düştüğün yeldâ-yı hirman rûhunu ye´se: Emel, meş´al-keşin, bir reh-nümâ hem-râhın olmuşken, Tehâşî eylemezsin sîne-i deycûra girmekten. Gelip bir gün tecellî etse mâhiyyât-ı masnûat, Taharrîden geçer, bir dem karâr eyler misin? Heyhât! Tutar mâhiyyet-i Sâni´, o en heybetli mâhiyyet Olur âteş-zen-i ârâmın, artık durma cevlân et! Tevakkuf yok seninçün, daimî bir seyre tâbi´sin... Ne zîrâ hâle râzîsin; ne müstakbelle kâni´sin! Dururken böyle bî pâyan terakkî-zâr karşında; Nasıl dersin ya "Pek mahdûd bir cirmim" tutarsın da. Meleklerden büyük, hem çok büyük tebcîle mazharsın: Tekâlîfın emânet-gâhısın bir başka cevhersin! Hayâtın eksik olmazken ağır bin bârı arkandan; Ölümler, korkular savlet ederken hepsi bir yandan; Şedâid iktihâm etmekte müdhiş bir mekânetle, Yolundan kalmayıp dâim gidersin... Hem ne sür´atle! Senin bir nüsha-i kübrâ yı hilkat olduğun elbet, Tecellî etti artık; dur, düşün öyleyse bir hükmet: Nasıl olmak gerektir şimdi ef?âlin ki, hem pâyen Behâim olmasın, kadrin melâikten muazzezken? ------------ İnsan - Mehmet Akif Ersoy - Güncel Türkçesi Haberdar olmamışsın kendi kişiliğinden de hâlâ sen, "Aşağılık bir varlığım" dersin ey insan, fakat bilsen... Senin mahiyetin hattâ meleklerden de yüksektir; Alemler sende saklıdır, cihanlar sende toplanmıştır: Yerlerden, göklerden taşarken Allah'ın bereketi; Olur kalbin Allah'ın ışık ışık tecelli ettiği yer. Cismin küçücüktür ama Allah'ın sanatının zirvesisin; Bu itibarla sonu gelmez, bitmez tükenmez bir varlıksın! Güzellikler yaratan Kudret'in şiirinin en güzel beyti olmuşsun; Yarattığını en iyi bilen Allah'ın bir anlaşılmaz sırrı olmuşsun. Esirindir tabiat, hükmeden ellerindedir eşya; Senin hükümlerine boyun eğmiştir, sana mahkûmdur dünya. Bulutlardan yıldırımlar avlar enerjik irfanın; Yerin altında madenler bulur eleyip ayıran kavrayışın. Denizler döşeğindir, dalgalar naz beşiğin; Dağlar bir şey mi, gökleri ölçmektedir açılan kanatların! Hava, hükmünü ileten öyle bir vasıtadır ki,bir anda Sesine yoldaş olur âlemin her tarafında. Duramaz gayretli çalışman önünde engeller, eziyetler; Sen azmin savaş alanına girdiğinde kaçacak yer arar hücum edenler. Karanlıklarda gezsen, hikmetli düşüncen meş'alen olur, Ki her parlayışı sonsuzluğun sönmeyen ışığıdır Susuz çöllerde kalsan, kılavuzun çalışmanın verdiği ilhamdır, Ki her adımında gölgelik vahalar gösterir. Ne zindanlar olur engel, ne idam sehpaları, ne sürgünler... Yürürsün yolunu kesse de hattâ demirden eller. Basit bir tedbirinle diktatörlüğün burçlarını yerle bir edersin; Ezeldeki hükmü sağlam kılmak için sanki göklerden indirilmişsin! Araştırmaktan usanmazsın, bir yükseklikten başka yüksekliğe Çıktıkça,atılsam şimdi dersin başka bir geleceğe. Senin en şanlı günlerinde, en mutlu hâlinde, , Daha uzak bir gelecek vardır hep hayâlinde. O gelecek içindir şevkin, vicdanındaki sevgili odur, Ruhun o kutsal neş'enin durup dinlenmek bilmez âşıkıdır. O şevkin zorlamasıyla sürekli seyran eylemen kaçınılmazdır; İlerleme meyli artık yaratılışında varlığına yayılan bir ruh olmuştur. Yaratılışın bütün sırlarını bilmek istersin, Bu hiçlerden ibaret gayb âleminden kurtulmak istersin! Sonun, başlangıcın, bugünün ki üç müthiş bilmecedir... Durur karşında gelecek devirler gibi hep hazır. Koşarsın bunları anlamak sevdasıyla durmazsın, Hakikatin kokusunu az da olsa almadan oturmazsın. Sırlar karanlık bir perdeyle örtülmüş olsun isterse.... Düşürmez uğradığın mahrumiyet gecesi ruhunu ümitsizliğe: Emel meş'alen, bir kılavuz da yoldaşın olmuşken, Çekinmezsin karanlıkların içine dalıp girmekten. Bir gün gelip ortaya çıksa yaratılmışların mahiyeti, Araştırmayı bırakır, bir an durur musun? Hayır! Bu sefer de Yaratıcı'nın mahiyeti, o en heybetli mahiyet Huzurunu ateşe verecek ve sen durmadan koşacaksın artık! Durmak yok senin için, sürekli bir ilerleyişe tâbisin... Ne çünkü bugüne razısın, ne gelecekle yetinirsin! Dururken böyle sonsuz bir ilerleme alanı karşısında; Tutup da nasıl "Ben küçük bir varlığım" dersin ya! Meleklerden büyük, hem çok büyük övgüyle şereflenmişsin! Allah'ın büyük görevler yüklediği varlıksın, yüksek bir cevhersin! Hayatın bin ağır yükü eksik olmazken sırtından; Ölümler, korkular saldırırken hepsi bir yandan; Büyük sıkıntılara göğüs görmekte inanılmaz bir dayanıklılıkla, Yolundan kalmayıp sürekli gidersin... Hem ne süratle! Senin yaratılışın yüce bir kopyası olduğun elbet, Tecellî etti artık; dur, düşün öyleyse bir karar ver: Nasıl olmak gerektir şimdi yapacağın şeyler ki, dengin Hayvanlar olmasın, değerin meleklerden yüksekken?

nothing at of , which is


7. İstiğrak - Amin Alayı - Hasbihal - Safahat - Mehmet Akif Ersoy

İstiğrak -  Amin Alayı - Hasbihal - Safahat - Mehmet Akif Ersoy

İstiğrak - Safahat - Mehmet Akif Ersoy ------------------------------------------------ http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Âmin_Alayı_-_Mehmet_Akif_Ersoy_-_Safahat#Asl.C4.B1 "Âmin Alayı Gözüm ki kana boyandı, şarâbı neyliyeyim Şarâbı neyliyeyim Ciğer ki odlara yandı, kebâbı neyliyeyim Kebâbı neyliyeyim Ne yâre yaradı cismim, ne bana, bilmem hiç! İlâhi ben bu bir avuç türâbı neyliyeyim Türâbı neyliyeyim Âmin! Amin!" En önde, rahlesi âguş-i ihtirâmında Ağır ağır yürüyen bir dokuz yaşında melek; Beş on adım geriden, pîş-i ihtişâmında, Şafak ziyâları hattâ ufûl edip gidecek Kadar lâtîf, iki ma´sûmu bir açık payton Vakâr u nâz ile çekmekte; arkasında bunun, Küçük adımlı yaman bir tabur ki hayli uzun O rûhtan daha sâfi olan yüreklerden, Zaman zaman bir ilâhî terâne yükseliyor; Bu cûş-i saffetin aksiyle ta meleklerden Zemîne doğru bir "amîn!" sadâsıdır geliyor. Muhîti her birinin bir sabâh-ı nûrânûr, Bütün bu kâfile efrâdı, pür-sürûd-i sürûr, Yarıp önünde duran halkı muttasıl gidiyor! Bu bir ketîbe-i ma´sûmedir ki, ey millet: Selâma durmalısın şanlı rehgüzârında; Bu bir cenâh ki: Atîde bir ufak hareket Yapıp cihanları oynatmak iktidârında! Gelir de sâye-i imdâd-ı Hak´ta bir gün, bu, Girer diyâr-ı meâlîye doğrûdan doğru. Bu ancak işte, eğer varsa, şanlı bir ordu! Evet, ilerlemek isterse kârbân-ı şebâb, Yolunda durmaya gelmez. O çünkü durmıyarak Sabâh-ı sermed-i âtîye eylemekte şitâb; O çünkü isteyemez hâle katlanıp durmak! Onun kudûmü için nâzenîn-i istikbâl, Açar da sîne, o olmaz mı per-güşâ-yi visâl Durur mu artık onun karşısında, mâzî, hâl Fakat o zemzemeler uçtu hep dudaklardan... Sürûd-i neşve bu âlemde pek süreksizdir! Ağır ağır geçiyorken alay sokaklardan, Gelir de caddenin ağzında mıhlanır, dikilir, Mehîb-manzara bir anlı şanlı gerdûne; İçinde pudralı üç kanlı çehre! Neyse yine, Yol açtı bir iri ses mevkibin geçip önüne: - Siz ey heyâkil-i bî-rûhu devr-i mâzînin, Dikilmeyin yoluna kârbân-ı âtînin; Nedir tarîkını kesmekte böyle isti´câl Durun, ilerlesin Allâh için, şu istikbâl. İstiğrak Tasavvur et ki muzlim bir şeb-i ecrâm-nâpeydâ: Yatar heybetli âgûşunda dûrâdûr bir feyfâ; Düşen gümrâh için yol bulma yok emvâc-ı zulmetten; Gidilmez... Her adım attıkça bir girdâb olur rehzen; O rîkistâna batmış, çalkanan seyyâh-ı âvâre Nasıl müştâk ise bir nûra, bir necm-i rehâkâre; Sana ey lem´a-i ümmîd ben de öyle müştâkım; Görün bir kerre zîrâ pek karanlık oldu âfâkım! Geçir pîş-i hayâlinden ki cûşâcûş bir umman: Nişandır yükselen her mevc-i tûfan-hîzi bir dağdan; Ölüm var, kurtuluş yok sâhil-i imdâd uzaklarda; Demâdem rûh titrer korkudan donmuş dudaklarda. O coşkun unsurun savletleriyle uğraşan kimse, Nasıl eyler tehâlük bir kenâr-ı tesliyet görse Muhât-ı lücce-i ye´s olduğum bir böyle hâlimde Senin tayfın da aynıyle o sâhildir hayâlimde. Düşün âvâre bir mâder ki: Evlâdından olsun dûr; Tahayyül eyle yâhud bir yetîm-i hânüman-mehcûr; O bedbahtın nasıl evlâdı hiç gitmezse yâdından; Nasıl çıkmazsa mâder, öksüzün bir dem fuâdından; Benim yâdım da, ey ârâm-ı can, yâd-ı güzînindir. Ne yapsam çünkü manzûrum, senin feyz -i mübînindir: Çemen emvâc-ı nûrundur, fidanlar yâl ü bâlindir: Sulardan akseden sûret cemâl-i lâyezâlindir. Hırâm-ı nâzenînindir o raksan mevceler cûda; Mutarrâ nükhetindir gizlenen ezhâr-ı hoş-bûda. Leyâlin sînesinde hâbe dalmış nâzenîn eshâr, Eder gîsûna yaslanmış cebîn-i pâkini ihtâr. Nigâhından saçılmış lem´alardır pîş-i hayrette Yüzen ecrâm-ı nûrânûr bahr-i sermediyyette. Zemin lebrîz-i âsârın; semâ pâmâl-i envârın: Avâlim hep merâyâ-yı nazar pîrâ-yı dîdârın. *** Çekilmek istemiş de subh-dem bir cây-ı tenhâya, Oturmuş sâhil-i deryâya, dalmıştım temâşâya. Henüz âfâk açılmıştı: Semâ mahmûr idi hâttâ Nümâyân olmamıştı hâb-gâhından güneş hâlâ. Derin bir samte müstağrak leb-i deryâda hiç ses yok... Sabâ durgun, sular durgun, bütün eşyâda durgunluk! O ferş-i nîlgûn üstünde, tıfl-ı nâzenin-vâri, Uyurken dâye-i bîdar-ı subhun tıfl-ı envârı; Güneş, pîşinde dağlar perde-dâr olmuş, harîmindan Göıünmüş, sonra şehrâhında yükselmişti tedrîcen. Teâlî eyleyince birzaman bâlâ-yı kudrette, Ziyâlar mevc mevc oldu o pehnâ-yı rükûdette. Bu cûşişler o dagın havz-ı simîni uyandırdı; Sabâ enfâs-ı sevdâ perveriyle dalgalandırdı. Açıklardan gelen emvâc-ı peyderpeyle, sâhilden Demâdem oldu vecd-efzâ, hazin bir nağme, birşîven. Kulak verdim o âhenge: Meğer âheng-i şi´rinmiş! O cûşiş-zâr olan kulzüm senin ummân-ı fikrinmiş, Güneş: Rûhun imiş; bir huzme şeklinde inen nûru: O menba´dan hurûşan sânihanmış doğrudan doğru. Tecellî etti artık anladım: Sensin bütün dünyâ.. Bu senlikte fakat ey yâr-ı gaib, ben neyim âyâ -

nothing at of , which is


8. Mahalle Kahvesi - Mehmet Akif Ersoy - Safahat

Mahalle Kahvesi - Mehmet Akif Ersoy - Safahat

Mahalle Kahvesi http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Mahalle_Kahvesi_-_Mehmet_Akif_Ersoy_-_Safahat Kardeşim Hüseyin Avni ´ye "Mahalle kahvesi!" Osmanlılar bilir ne demek Tasavvur etme sakın "Görmedim nedir " diyecek. Dilenci şekline girmiş bu "sinsi cânîler Bu, gündüzün bile yol vermeyen, harâmîler Adımda bir, dikilir, azminin, gelir, önüne... Zavallı yolcunun artık kıyar bütün gününe! Evet, dilenci sanır seyr eden kıyâfetini; Fakat bir onluğa âgûş açan sefâletini Görüp de rikkate şâyân, biraz sokulsa, hemen Vurur şikânnı tâ kalbinin samîminden. Mahalle kahvesi hâlâ niçin kapanmamalı Kapansın elverir artık bu perde pek kanlı! Hayır, bu perde, bu Şark´ın bakılmıyan yarası; Bu, çehresindeki levsiyle yurda yüz karası Hayâtımızda gediktir "gedikli" nâmıyle, Açık durur koca bir kavmin ihtimâmıyle! Sakın firengiye benzetmeyin fecâ´atini: Bu karha milletin emmekte rûh-i gayretini. Mahalle kahvesi Şark´ın harîm-i kâtilidir Tamam o eski batakhâneler mukâbilidir: Zavallı ümmet-i merhûme ölmeden gömülür; Söner bu hufrede idrâki, sonra kendi ölür:.. Muhît-i levsine dolmuş ki öyle manzaralar: Girince nûr-i nazar simsiyâh olur da çıkar! Yatarzemîn-i sefilinde en kesîf eşbâh, Yüzer havâ-yı sakîlinde en habîs ervâh. Dehân-ı lâ´nete benzer yarıklarıyle tavan, Kusar içinde neler varsa hâtırâtından! 0 hâtırâtı sakın sanmayın: Meâlîdir; Bütün rezâil-i târîhimizle mâlîdir. Neden mefâhir-i eslâfa kahr edip, yalnız, Mülevvesâtına mâzîmizin sarılmadayız Kış uykusunda mı geçmişti ömrü ecdâdın Hayır, o nesl-i necîbin, o şanlı evlâdın Damarlarında şehâmet yüzerdi kan yerine; Yüreklerinde ölüm şevki vardı can yerine. Fakat biz onlara âid ne varsa elde, yazık, Birer birer yıkarak kahvehâneler yaptık! Bütün heyâkil-i san´at yetiştiren Şark´ın, Zemîn-i feyzi nasıl şûre-zâra döndü bakın! Ne hastahânesi kalmış zavallı eslâfin, Ne bir imâreti, bitmiş elinde ahlâfin. Kanallann izi yok köprüler harâb olmuş; Sebillerin başı boş, çeşmeler serâb olmuş! O kahraman babalardan doğan bu nesl-i cebîn Ne gîrûdâr-ı maîşet bilir, ne kedd-i yemîn. Azâb içinde kalır sa´yi görse rü´yâda. Niçin yorulmalı zâten "ölümlü dünyâ "da Vücud emânet-i Hak doğru, hem de cennetlik. Bu kahveler gibi Cennet de müslimîne gedik! "Hayât-ı âile" isminde bir ma´îşet var; Sa´âdet ancak odur... Dense hangimiz anlar Hayât-ı âile dünyâda en safâlı hayat, Fakat o âlemi bizler tanır mıyız Heyhat! Sabahleyin dolaşıp bir kazanca hizmetle; Evinde akşam otursan kemâl-i izzetle; Karın, çocuklann, annen, baban, kimin varsa, Dolaşsalar; seni kat kat bu hâleler sarsa, Sarây-ı cenneti yurdunda görsen olmaz mı İçinde his taşıyan kalb için bu zevk az mı Karın nedîme-i rûhun; çocukların rûhun Anan, baban birer âgûş-i ilticâ-yı masûn. Sıkıldın öyle mi! Lâkin, biraz alışsan eğer Fezâ kadar sana vâsi´ gelir bu dar çember. Ne var şu kahvede bilmem ki sığmıyorsun eve Gelin de bir bakalım... Buyrun işte bir kahve: *** Çamurlu bir kapı, üstünde bir değirmi delik; Önünde tahta mı, toprak mı Sonna, pis bir eşik. Şu gördüğüm yer için her söylesem câiz; Ahırla farkı: O yemliklidir, bu yemliksiz!. Zemîni yüz sene evvel döşenme malta imiş.. "İmiş "le söylüyorum. Çünkü anlamak uzun iş O bir karış kirin altında hângi mâden var Tavan açık kuka renginde; sağlı sollu duvar, Maun cilâsına batmış tütünle nargileden; Duman ocak gibi çıkmakta çünkü her lüleden. Dikilmiş ortaya boynundan üstü az koyu al, Vücûdu kapkara, leylek bacaklı bir mangal. Şu var ki bilmeyen insan görürse birden eğer, "Balıkçılın kara saçtan yapılma heykeli!" der: Kenarda, peykelerin alt başında bir kirli Tomar sürükleniyor, bir yatak ki besbelli: Çekilmiş üstüne yağmurluğumsu bir pırtı, Zavallının, güveden, lîme lîme hep sırtı. Kurur bu örtünün üstünde yağlı bir mendil; Ki "bir tependen inersem!" diyen hasır zenbil; Onun hizâsına gelmez mi, bir döner çöyle, Sicimle kulpuna ilmikli çifte mestiyle! Duvarda eski ocaklar kadar geniş bir oyuk, İçinde camlı dolap var ya, raflarında ne yok! Birinci katta sülük beslenen büyük kavanoz; Onun yanında kan almak için beş on boynuz. İkinci katta bütün kerpetenler, usturalar... Demek ki kahveci hem diş tabîbi, hem perukâr! İnanmadınsa değildir tereddüdün sırası; Uzun lâkırdıya hâcet ne İşte mosturası; Çekerken etli kemiklerle aynlıp çeneden, Sonunda bir ipe, boy boy, onar onar, dizilen, Şu kazma dişleri sen mahya belledinse, değil; Birer mezâra işâret düşün ki her kandil! Üçüncü katta durur sâde havlu bohçaları. Sağında cam dolabın hücre hücre bitpazarı. Duvarda türlü resimler: Alındı Çamlıbeli, Kaçırmış Ayvaz´ı ağlar Köroğlu rahmetli! Arab Üzengi ye çalmış Şah İsmail gürzü; Ağaçta bağlı duran kızda işte şimdi gözü. Firaklıdır Kerem´in "Of " der demez yanışı, Fakat şu Ah mine´l-aşk a kim durur karşı Gelince Ezrakabânû denen acûze kadın Külüngü düşmüş elinden zavallı Ferhâd´ın! Görür de böyle Rüfâî´yi: Elde kamçı yılan, Beyaz bir arslana binmiş; durur mu hiç dede can Bakındı bak Hacı Bektâş´a: Deh demiş duvara! Resim bitince gelir şüphesiz ki beyte sıra. Birer birer oku mümkünse, sonra ma´nâ ver... Hayır, hülâsası kâfi, yekûnu ömre sürer: Bedâhaten kusulan herze pâreler ki düşün, Epey zaman daha lâzımdı herze olmak için! Oturmadan içi yağ bağlamış bodur masanın, Yayılmış üstüne birçok kâğıt ki, oynayanın, Elinde yağlı meşin zannedergörünce adam. Ya tavlanın kiri Kâbil değildir, anlatamam. Harîta-vâri açılmış en orta yerde dama; Beyaz mı taşları, yâhud siyah mı, hiç sonna! Hutûtu: Gâyr-i muayyen hudûdu memleketin: Nazarda haylice idman gerek ki fark etsin ; Deliklerindeki pislik lebâleb olsa, yine, Bakınca bunlara gâyet temiz kalır domine. Delikli çekmece var ha! Demirbaş eşyadan; Yanında bir de kulaksız tekir.. Unutma aman! Asıldı bey koza! -Besbelli, bak sırıttı aval; - Bacak elinde mi - Kır, Hamdi sen de dağlıyı al. -Ulan! Kapakta imiş dağlı... Hay köpek oğlu köpek! -Köpek oğlu kendine benzer, uzun kulaklı eşek! -Sekizli, onlu, ne çektinse ver de oryayı tut. -Halim, ne uğraşıyorsun bu çıkmaz işte: Kaput! - Cihâr ü yek mi o taş -Hiç sıkılma öldü dü-şeş! -Elimde yok mu diyor Çek babam! Aman şeş-beş! - Hemen de buldu be Gelsin hesaplayıp durma! - Bi parti yendi ya akşam, dikiz gelin kuruma! - Dü-beşle bağlıyorum. -Yağma yok! -Elindeki ne -Se-yek. Aman durun öyleyse: Penc ü yek domine! -Mızıkçı dendi mi, sensin diyor, bakın ağalar: Kırık mı söyleyin Allâh için Şu cânım zar -Kırık! -Değil! Alimallah kırık! -Değil billâh -Yeminsiz oynıyamazlar ki, ah çocuklar ah! -Karışmasan için olmaz değil mi Sen de bunak! -Gelirsem öğretirim şimdi... Ay şu pampine bak! Gelip de öğretecekmiş... Mezarcı Mahmud´a git! Bir üflesen gidecek ha... Tirit mi sâde tirit! -Zemâne piçleri! Gördün ya, hepsi besmelesiz... Ne saygı var, ne hayâ var. Eğer bizim işimiz, Bu kaltabanlara kalmışsa vay benim başıma! -Herif belâya sokarsın dırıldanıp durma! -Mezarcı Mahmud´a git ha Bakın it oğluna bir! Küfürbaz alçak, edepsiz, Bu söylenir mi Bekir -Yolunca terbiye verdin ya âferin Hasan Ağa . -Bıraksalar beni, çoktan marizlemiştim ya! Mezarcı Mahmud´a ha Vay babassının canına. Bunun yaşında iken biz büyüklerin yanına, Okur da öyle girer, hem ayakta beklerdik; Otur, demezseler elpençe sâde dinlerdik; Hayır, bu böyle değildir demek, ne haddimize! Evet, desek bile derlerdi: Sus behey geveze -Otuz yaşında idim belki; annesiz, dışarı Kolay kolay çıkamazdım: Döverdi çünkü karı! Bugün, onaltıyı doldurmamış yumurcaklar, Odun yemez iyi bil ha! Geberse karşı koyar. Geçende dövmek için yoklayım dedim Kerim´i... Bırak! Eşek değilim ben, deyip dikilmez mi Dayak eşekler içinmiş, adam dövülmezmiş.. Ya biz, sözüm ona, merkeb miyiz Bekir, bu ne iş Döverdiler bizi hergün de karşı koymazdık... Ben öyle terbiye oldum... Kolay mı insanlık -Dokundurur mu, ne mümkün, eloğlu hiç adama O müslümanları sen şimdi, hey kuzum arama! Gürültüsüz oyun isterseniz gelin damaya: Zavallı, açmaza düşmüş... Bakın hesaplamaya! Oyuncunun biri dalgın, elinde taş duruyor; Rakîbi halbuki lâ yenkâtı´ bıyık buruyor. Seyirciler mütefekkir, güzîde bir tabaka; Düşrünmelerdeki şîveyse büsbütün başka: Kiminde el, filân aslâ karışmıyorken işe, Kiminde durmadan işler benân-ı endîşe. Al işte: "Beyne burundan gerek, demiş de, hulûl" Taharriyât-ı amîkayla muttasıl meşgûl! Mühendis olmalı mutlak şu ak sakallı adam: Zemîne dâire şeklindeki yaydı bir balgam; Abanmış olduğu bir yamrı yumru değnekle, Mümâslar çekerek soktu belki yüzşekle! Ayak teriyle cilâlanma tahta peykelere, Külâhlı, fesli dizilmiş yığın yığın çehre: Nasîb-i fikr ü zekâdan birinde yok gölge; Duyulmamış bu beyinlerde his denen meleke! Aman canım, şu bizim komşu amma uğraşıcı! -Ne belledin ya efendim Onun bir ismi Hacı! -Çocuğu, ha mektebe verdim, ha vermedimdi diye, Sokak sokak geziyor... -Koymuyor mu medreseye -Koyar mı hiç Arabî şimdi kim okur artık -Evet, gâvurcaya düştük de sanki iş yaptık! -Binâ ya üç sene gittimdi hey zamanlar hey İlim de kalmadı... -Zâten ne kaldı Hiçbirşey. - Mahalle mektebi lâzımdır eski yolda bize; Sülüs, nesih bitiyor yoksa hepsi. Keyfinize! -On üç yaşında idim aldığım zaman ketebe. Geçende, sen ne bilirsin demez mi bir zübbe Dedim, oğlan seni gel ben bir imtihân edeyim, Otur da yap bakalım şöyle bir kıyak temmim. -Nasıl, becerdi mi -Kâbil mi! Rabbi yessir´i ben, Tamam beş ayda değiştimdi kalfamız sağ iken. -Nedir elindeki yâhuu -Ceride. -At şu pisi. -Neden -Yalan yazıyor, oğlum, onların hepisi. -Ya doğru yazsa asarlar... Ne oldu Volkan´cı, Unuttunuz mu -Bırak boşboğazlık etme Hacı Şu karşıdan gözeten fesli, zannım ağzıkara... -Hayır, demem o değil... -Durma sen belânı ara! -Canım lâtife yapar, bilmiyor musun Ömer´i -Biraz rahatsızım Ahmed, yakın benim feneri! Duyuldu bir iri ses, arkasından istiğfâr... Meğer geğirti imiş. -Peki şifâlı şey şu hıyar. Cacık yedin mi, ne hikmet, hazır hemen teftîh... -Evet şifâlı yemiştir... -Yemiş mi Lâ-teşbîh. -Günâha girme. Tefâsîrde öyle yazmışlar... Dayım demişti ki: Gördüm, hıyar hadiste de var: -Hasan , bizim yeni dâmad ne oldu anlamadık Görünmüyor -Karı koyvermiyor. Herif, kılıbık. -Evinde çan çan eden erkeğin de aklına şaş... Laf anlamaz dişi mahluku, durma sen uğraş. -Kim uğraşır a babam, bunca yıllık ehlim iken, Adem hesabına koymam bizim köroğlunu ben. ........................................................................... ........................................................................... Tavanın pervazı altındaki toprak yuvadan, Bakıyor bunlara, yan yan, iki çifte ince nazar: Ya sizin bir yuvanız yok mu diyor anlaşılan, Dişi erkek çalışan yavrulu kırlangıçlar...

nothing at of , which is


9. Muttaki & Uğur Altay - Neye Yarar Ki

Muttaki & Uğur Altay - Neye Yarar Ki

En yeni parçamız 'Neye Yarar Ki' kulaklarınızda. Beğenmeniz dileklerimizle... Şarkı Sözleri 1.Verse Dilim sussa beynim durmaz, Bak bakalım Muttaki'nin dili kadar sivrimisin, Muttaki'nin kelamı kadar varmı değerin, Muttaki kadar edermisin, Muttaki'nin sözlerine kurban gidecektir benliğin. Acı tablom vardı geçmişimin karanlığında, Boğulan öfkemdi öfkemin bulunduğu zindanlarda, Kinim alacaklarım hedeflerim hepsi bir arada, Bulunduğu yerde boğuldum ufuksuz yokluklarda, Sade ben vardım o ufuksuz yokluklarda, Nefesim darda olsa dahi düşüncem hayli inzivada, Sokarım bende bir kaç paçozu adamlık mezbasına, Birde vardı geçmişim geleceğim hesabına. İçimden gelen sesler haykırışlarıma ortak, Çok insan varsada çevrede yalnızlıksa berbat, İçimdeki varlıkların sonrası yokluğumun var olmasının şahidi, Sessizliğimin çemberi haykırışımın şahididir. NAK x2 Neye yarar ki insanlardan sakladıkça gerçeği, Bildiklerin anca çöp hiç değer görmedi ki... Kötü insanlar ceplerinden düşürdü sadakatini Samimiyet kaybolmuş güler yüzünde saklı kini. 2.Verse Tek dostum kağıt kalem gerisini salıncakta salla, Bilgisi yok fikri var muhabbetleri laçka, Beyin cahillerin elinde fosile dönüşür, Tüm çabalar boşa beynini kullanmassan çürür. Eleştir beni hatta yerden yere vur rapimi, Aklının almadığı sözleri dinleyipte saçma dersin. Adam yerine koyduklarıma başkaları koydu, Liriklerim iliklerime kadar yazdıklarımla dolu. Herkes bilir kişi sanır kendisini, Hipnoz olmuş beyinlerin değişiktir zihniyeti, Düşündüklerinin önemi yok hipnoz olmuş bir beyinsen, Bırak açılsın kilitler kelepçelerle ömür geçmez. Buda hayat dersin dinlemezsen bitmez okul, Bitti okulun bu parça mezuniyet balosu, Tak kafana kepini sonra fırlat onu yükseklere, Bursu kestim cehaletten körelmiş beyinlere. NAK x2 Neye yarar ki insanlardan sakladıkça gerçeği, Bildiklerin anca çöp hiç değer görmedi ki... Kötü insanlar ceplerinden düşürdü sadakatini Samimiyet kaybolmuş güler yüzünde saklı kini. 3. Verse Söz ola torba dola , torbadan çek tombala, Beyine kan pompala, içini dök kağıtlara, Vakit yok ağıtlara, yer yok sığıntılara, Telef olur sığınaklar, iç güveysi coğaldıkça, Hoş görcek kadar yok mercek, Aklı taşıyamaz başın dilini kopart gerzek, Rapim helak eder çenene mühürü vurup, Kafan rayda bağlı ilk trenle yaşamın son bulur. Damarımda mayınlar damarıma basarsan patlar, Ateşle yaklaşma ben patlamaya hazır volkan. Pis kelleni çek hemen palaskamdan, Yoksa alırım kelleni kimselere sormam. Çok bileni dışlar hiç bilmeyeni ezer toplum, Konu konuyu açtıkca gelir muhabbetin sonu. Kılıf uyduramadığın konuları araştır, Bir ego sadece bilgili bir beyine yakışır. NAK x3 Neye yarar ki insanlardan sakladıkça gerçeği, Bildiklerin anca çöp hiç değer görmedi ki... Kötü insanlar ceplerinden düşürdü sadakatini Samimiyet kaybolmuş güler yüzünde saklı kini. Destek İçin Site Ve Sayfa Linklerim; http://muttakirap.blogspot.com/ https://www.facebook.com/MuttakiResmi https://twitter.com/MuttakiKarakurt https://instagram.com/muttakikarakurt/ http://tr.myspace.com/muttakiresmi https://www.youtube.com/user/MuttakiResmi https://soundcloud.com/muttakikarakurt

nothing at of , which is


10. Tamağ'a 4 dakika ( Açıklamalı )

Tamağ'a 4 dakika ( Açıklamalı )

Spotify : https://open.spotify.com/album/5LgsZ7Vt3cLB6axHJeMruL İtunes : https://itunes.apple.com/tr/album/gods-venom-single/id1094402099 Hakkın haksızlığın olduğu bu dünyayı göre göre yarattın. Kişiyi düşünmedin aç hayvanlara attın. Zaten baştan demiştin kafa tutan iblise "süre verdim sana, yap yapacaklarını" diye. Geçmişten geleceği illa ki bile bile, verdiğin bu izinle kötülük geldi dile. Amacın yaratıp da en sonunda yakmaksa, biliyordun kulunun yoldan şaşacağını. Geçmişten görüyordun faka basacağını. Cehennem biletini senden alınca iblis inan ki sevincinden dört köşe oldu o pis... Sana senin arşında postasını koyarak, saptıracaklarını birer birer sayarak, senin boş sayfalarını ta o günden doldurdu. Ta o günden bugüne gelmiş geçmişimizin rengini soldurdu. Yeni doğmuş kızlar diri-diri gömüldü. savaş meydanlarında nice gençler öldü.. Kimimiz köle oldu beyaz efendisine, kimimiz gemilerde küreğe mahkum oldu. Kimimiz ergenlerin kucağında kışladı, kimimiz kendisini soyanı alkışladı. Kimimiz haydut oldu kervanları vurdu. Kimi senin mülkünün tam üstüne oturdu. Kimi de dağdan geldi bağda olanı kovdu... Uzatmaya gerek yok. Vukuatsız bir günün olmadı. Tamağ'a 4 dakika kaldı...

nothing at of , which is